Hülya Avşar: Elinin lezzeti vardı

Yıl 1996…
Beyoğlu’nun arka sokaklarında çekilen ‘Ağır Roman’ın setindeyim.
Sete girdim, filmin yönetmeni Mustafa Altıoklar ile başrol oyuncusu Müjde Ar’a hal – hatır sorduktan sonra birkaç cümleden fazla olamayan sohbet sırasında anladım ki o günkü çekimler bir hayli zor ve benden önce bir gerginlik yaşanmış.

Bu nedenle kendimi özellikle Mustafa Altıoklar ile Müjde Ar’ın gözlerinden uzak bir köşeye konuşlandırdım.
Ne var ki bulunduğum noktadan çekimleri yeterince iyi göremediğim için soluğu Mustafa Altıoklar’ın yanında almak için harekete geçtim. Altıoklar, kendime bir yer aradığımı fark edince “Mehmet! Ne olur… Nereden istiyorsan çek. Çekimler bitsin ondan sonra sohbet de ederiz” dedi.
Anladım ki kimsenin gözüne görünmemem lazım.

O esnada arkamdan bir ses; “Hey genç adam! Gel.”
Döndüm baktım; seslenen kişi Türk sinemasının küçük dev adamı, efsane görüntü yönetmeni Ertunç Şenkay…

Ertunç Şenkay, “Bak şimdi. Bu sahneyi sabit kamerayla çekeceğiz. Tele objektifini takıp benim arkamda 5 – 6 metre ötede dur, beni ve kamerayı kadraja almadan oyunu çek” dedi.

Öylesine sevindim ki…
Sonuçta sahneyi görüntü yönetmeninin belirlediği açıdan çekecektim.
Kaptan köşkünde yolculuk etmek gibiydi.

Bu şekilde tanıştığım Ertunç Şenkay ile gerek setlerde gerekse başka alanlarda birçok kez sohbet etme olanağım oldu. O sohbetlerde de Şenkay’ın sinema sevgisine ve bilgisine hayran kalmamam mümkün olmazdı. 
Zaman zaman Beyoğlu’nda sinemacıların devam ettiği lokalde karşılaştığımızda elinde hep yeni bir kameranın tanıtım ve kullanım kılavuzu olurdu.
Sinema teknolojisini yakından takip eder, yeni üretilen kameraların tüm özelliklerini bir an önce öğrenmek için büyük çaba harcardı.

Sinemaya başladığında Türk sineması, Yeşilçam dönemini yaşıyordu.
45 yıl boyunca hizmet ettiği Türk sinemasında Yeşilçam dönemi kapandı, yapımcılar, yönetmenler, sinema teknolojisi, sinematografi değişti.
Değişmeyen Ertunç Şenkay’ın filmleri daha keyifle izlenebilecek görüntülerle sunmasıydı.
Hülya Avşar‘ın dediği gibi “Yönetmenlerin işlerini kolaylaştıracak kadar işinin iyisiydi, elinin lezzeti vardı.”

Bu nedenle de 45 yıllık kariyerinde 97 filmin görüntü yönetmenliğini yapan Ertunç Şenkay, 59 yönetmenle çalıştı.
Daha doğrusu, 59 yönetmen, Ertunç Şenkay ile çalıştı.
Öyle ki birçok yönetmen, filminin çekim takvimini Ertunç Şenkay’ın takvimine göre ayarladı.

Gerek erkek – kadın oyuncular gerekse yönetmenler arasında en çok çalıştığı kişi olan Hülya Avşar, Ertunç Şenkay’ın vefatından dolayı büyük bir üzüntü yaşıyor. Avşar, Şenkay hakkında Habertürk‘e şunları söyledi; “Ertunç, mesleğinin yıldızıydı. Onun çektiği filmlere sanki tılsımlı değnek dokunuyordu. Yönetmenlerin işlerini kolaylaştıracak kadar işinin iyisiydi, elinin lezzeti vardı, hatta duygusu çok sevilirdi. Nurlar içinde yatsın, dualarım onunla…”

17 Mayıs 1948’de İstanbul’da dünyaya gelen Ertunç Şenkay, 16 yaşındayken Yıldız – Ören Film Stüdyosu’nda çalışmaya başladı. Önceleri laboratuvar asistanı olarak çalışan Şenkay’ın hayallerini setler süslüyordu.

1973’te Tunç Başaran’ın yönettiği, Bahar Erdeniz ile Orçun Sonat’ın başrollerini paylaştığı ‘Ömer Hayyam’da ilk kez sete çıkan Ertunç Şenkay, bu filmde kameraman asistanı olarak çalıştı.
Bir yıl sonra da Ülkü Erakalın’ın yönettiği, Perihan Savaş ile Salih Kırmızı’nın başrollerde yer aldığı ‘Taşralı Kız’da kameramanlığa terfi etti.

Çalışkanlığı, işine olan sevgisi ve mesleğine olan saygısı tüm yönetmenlerin dikkatini çekse de dönem seks filmleri furyası dönemiydi.
Çekilen film sayısının azalması Ertunç Şenkay’ın mesleğinde bir kademe daha atlayıp görüntü yönetmenliğine yükselmesi için önündeki en büyük engeldi.
Ertunç Şenkay, beklemektense en azından pratik yapma olanağı bulacağı erotik filmlere yöneldi.
1975’te ‘Hopla Kalbim Hopla – Hadi Canım Sende’ ve ‘Halkalı Şeker’ adlı erotik filmlerde görüntü yönetmenliği yapmaya başladı.

Erotik filmler için iş çoktu çok olmasına ama Ertunç Şenkay bu türde daha fazla çalışmak istemediği için teklifleri geri çevirerek kamera asistanlığına geri döndü.

1976’da Ertem Eğilmez’in yönetmenliğini yaptığı ‘Hababam Sınıfı Uyanıyor’ ile kamera asistanlığına geri dönen Ertunç Şenkay, Arzu Film’in fenomen filmlerinden ‘Gülen Gözler’, ‘Çöpçüler Kralı’, ‘Cennetin Çocukları’, ‘Şabanoğlu Şaban’, ‘Sultan’ ve ‘Kibar Feyzo’da bu görevine devam etti.

Ertunç Şenkay’ın beklediği gün, ‘Hababam Sınıfı Tatilde’ ile geldi.
Ertem Eğilmez, yeterli deneyimi kazandığına inandığı Ertunç Şenkay’a ‘Hababam Sınıfı Tatilde’nin görüntü yönetmenliğini teslim etti.
Ondan sonra da ışıltılı kariyeri başladı.

Aktif olarak çalıştığı iki dönemde de (1970 – 1980 / 1980 – 2001) radikal değişimler yaşamasına rağmen Ertunç Şenkay’ın vazgeçilmeyen görüntü yönetmeni olmasının zemininde az önce sözünü ettiğim çalışkanlığı, işine olan sevgisi, mesleğine olan saygısının yanı sıra bir de kendini geliştirme hevesi vardı.

O heves, Ertunç Şenkay’ın Yeşilçam dönemlerinden günümüze kadar uzanmasını sağladı.
Yönetmenler ve yapımcılar hakkında şöyle diyordu; “Görüntü işini Ertunç’a verelim, biz filmin diğer işlerine bakalım…”

Birkaç yıldır kalp ve damar hastalıkları tedavisi gören Ertunç Şenkay, bu nedenle 2021’de Adana Film Festivali’nde layık görüldüğü ‘Yaşar Kemal Emek Ödülü’ne almaya gidememişti.
Ne yazık ki 27 Ocak’ta 75 yaşındayken hayatını kaybetti.

Ertunç Şenkay, birlikte çalışma olanağı bulduğu Fatma Girik’in cenaze namazının kılındığı Teşvikiye Camii’nde bir gün sonra ebediyete uğurlandı. Cenazesi Feriköy Mezarlığı’na defnedildi.




Related Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.