Suat Arıkan: ‘Leyla Gencer son divalardan biriydi

İstanbul Devlet Opera ve Balesi Müdürü Suat Arıkan, Leyla Gencer’in olağan dışı bir kişiliğe haiz bulunduğunu, bu yüzden da ona diva denildiğini belirterek, “Hepimiz iyi şarkı söyleyebilir, oldukça başarıya ulaşmış sanatçı olabilir fakat diva olmak değişik bir kavram. Leyla Gencer son divalardan biriydi” dedi.

Suat Arıkan, sanatçının müthiş bir karizmasının bulunduğunu da dile getirerek, “Sahneye çıktığında, herhangi bir ortama girdiğinde tüm gözler ona çevrilirdi. Bir merkez olurdu. Ben bunu İtalya’da jüri üyesi olarak katıldığım bir yarışmanın sonundaki konserde gördüm. Seyircilerle beraber salona girdiğinde, birden tüm salon alkışlamaya başladı. Düzgüsel, bayağı bir seyirci olarak gelmişti oraya. İçeriye girdiğinde salondaki tüm insanoğlu onu ayakta alkışladı. Değişik bir aurası vardı” ifadelerini kullandı.

Yaşı sebebiyle Gencer’i bir temsilde canlı olarak izleyemediğine işaret eden Arıkan, şunları kaydetti: Doğal konser kayıtlarında, filmlerde onu seyrettim. Mesela 1974’te hemen hemen lisedeydim. Konservatuvara yeni girmek üzereyken TRT 1, canlı olarak onun Verona Arenası’nda söylediği ‘Aida’yı yayınladı. Siyah beyaz bir yayında. İlk kez onu orada gördüm. Fazlaca etkilendim. Peşinden Mustafa Kemal Atatürk Kültür Merkezi’ne seminerler vermeye geldi. Donizetti, Bellini, Rossini ve bel kanto seminerleri. Peşinden da Verdi seminerleri verdi. Hepsini de hatırlıyorum. Fazlaca güzel anılarım birikmiş. O seminerlere ben de müzisyen olarak katıldım ve onunla yoğun emek verme fırsatı yakaladım.

Suat Arıkan, uzun seneler süresince Leyla Gencer ile devamlı görüştüklerini ve İstanbul’a gelmesiyle ilgili program yapmak suretiyle telefonda konuştuklarını vurgulayarak, “Ne yazık ki son olarak görüşmemizde, ‘Ben artık oldukça hastayım Suatcım, gelemem.’ dedi. Ben de ‘Hocam, helikopterle gelir sizi alırız.’ demiştim. Bu konuşmamızdan yedi gün sonrasında, onu kaybettiğimiz haberini aldım. O akşam, onun 1974’te seyrettiğim Aida’sına ilişkin bir fotoğraftan karakalem resmini yaptım. Peşinden da sabah erkenden uçağa atlayıp evine gittim. Evinde sabah oldukça erken kimse yoktu. Bir yardımcısı vardı. Bana kapıyı açtı. Leyla Gencer’le orada bir buçuk saat, yatağının başlangıcında baş başa kaldım. Resimlerini yaptım” diye konuştu.

Leyla Gencer’in kendisi için hususi bulunduğunu sözlerine ekleyen Suat Arıkan, “Onunla ‘Sen benim tinsel oğlumsun.’ söylediği için, ayrı bir ısı, ayrı bir duygusal bağım vardı. Bana doğrusu oldukça şey öğretti.” değerlendirmesinde bulunmuş oldu. Arıkan, sanatçının cenaze töreninin oldukça kalabalık olduğuna dikkati çekerek, Mirella Freni ve Renato Bruzon şeklinde devrin mühim sanatçılarının törene geldiğini, vasiyeti üstüne de küllerinin İstanbul Boğazına döküldüğünü aktardı.

Usta sanatçının yerinin doldurulmasının mümkün olmayacağının altını çizen Arıkan, şunları söylemiş oldu: O, kendi döneminde Renata Tebaldi’le Maria Callas’la aynı kuşaktan. Leyla Gencer, oynanmayan Giuseppe Donizetti’nin, Vincenzo Bellini’nin operalarını küflü sandıklardan çıkartarak temsillerini yapmış oldu. Bunların ondan sonra temsilini Maria Callas oynadı ve kayıtlarda maalesef kendisi yer almadı. Leyla Gencer’in hiçbir stüdyo kaydı, gerçek bir ustalaşmış kaydı yok. Hepsi korsan ya da fena koşullarda çekilmiş filmler. Bugün plaklarını dinlediğimizde yurt haricinde da tanık oldum, şu anda yıldız olan birçok başarıya ulaşmış sanatçı, Leyla Gencer’in Tragedya’sını, Macbeth’ini, Don Carlos’unu dinleyerek bir yere varmaya çalışıyor.

Suat Arıkan, Leyla Gencer’in seminerlerde verdiği notlara da değinerek, “Bizlere, operada, müzikte söylediğimiz kelimelerin altında yatan fikri, duyguyu oldukça araştırmamızı önerirdi. Şu demek oluyor ki bir tek şarkıcılıkla ilgili değil, oyunculukla da ilgili oldukça mühim mesajlar verdi. Bu da opera sanatçısı için oldukça mühim bir şey. Zira biz bir tek plak dolduran, ses kaydı meydana getiren bir meslek değiliz. Tiyatronun da içinde olduğu bir sanat dalı opera. Bizlere göstermiş olduğu şeylerden bana gore en oldukça ciddiye alınması ihtiyaç duyulan ve bizlere kazandırdığı ilke, rolün içine girmek ve tiyatrosunu ortaya çıkarmaktı. Bununla birlikte bel kantonun ne işe yaradığını bizlere söyledi, teknik detaylarını öğretti.” dedi.

Leyla Gencer, hakkında bugüne dek birçok film yapıldığına, bununla birlikte kitap ve tezler yazıldığını vurgulayan Suat Arıkan, Gencer adına bir vakıf kurulması icap ettiğinin altını çizdi. Arıkan, usta sanatçı adına daha ilkin meydana getirilen, “Leyla Gencer Şan Yarışması”na da değinerek, “Fazlaca mühim bir yarışmaydı. Her yıl yapılmaktan vazgeçilip, iki yılda bir yapılmaya başlandı. Şimdi o da kaldırıldı. Aslına bakarsak bu yarışma, dünya genelinde adları çıkartan oldukça prestijli bir yarışmaydı. En azından bu yarışmayı sürdürmek için kolları sıvamamız gerekir” dedi.




Related Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.